Bilinmeden Yorum Yapılanlardan Biri: Şizofreni

Yazar Halit Esat Baktır (Diğer Makalelerini Görmek İçin Yazar Adına Tıklayınız.)
Üst Kategori: Davranış ve Kişilik Bozuklukları Kategori: Şizofreni 11 Temmuz 2012 tarihinde yayınlandı.
Halit Esat Baktır tarafından yazıldı. Gösterim: 4901

Öncelikle bu makaleyi sizlerle paylaşma amacımdan söz etmek istiyorum. Günümüzde bir çok hastalık gibi şizofreni de ağızlara sakız olmuş, bilen bilmeyen herkesin üzerinde konuştuğu, yorumlar yaptığı hatta ve hatta kendince tedavi yöntemleri bulduğu, bununla da yetinmeyip, bunun ruhsal bir rahatsızlık olduğunu bile kavrayamadan Şizofreniyi mizah malzemesi yapanların (Facebookta açılan Şizofrenik Sancılar gibi sayfalar vs.) olduğunu gördük ve görüyoruz. Bunu kendi adıma çok çok büyük bir kaygıyla izliyorum ve diyorum ki biz bu işin eğitimini alan, mesleğini seven insanlar olarak bunun önüne geçmek adına bir şeyler yapalım. Zaten biz yapmazsak kim yapacak ki? 

 

Şizofreni

Kişinin alışılagelmiş algılama ve yorumlama biçimlerine yabancılaşarak kendine özgü bir içekapanım dünyasına çekildiği bir ruhsal bozukluktur. Şizofreni kelimesi “zihin bölünmesi” anlamına gelmekle birlikte günümüzde bu tanımlama kullanılmamaktadır.

TARİHÇE
“Dementia praecox” kavramını ilk kullanan, belçikalı psikiyatrist Morel’dir. 
1871 yılında Hecker hebefreni ve 1874’de Kahlaum katatoniyi tanımlamışlar, daha sonra 1896’da Emin Kraepelin bu iki klinik tabloya paranoid ve basit tipleri de eklemiştir.  

Klinik görünümlerin ötesine geçerek, söz konusu bozukluğa eşlik eden zihinsel süreçleri tanımlayan ilk araştırmacıysa Eugen Bleuler’dir. Bleuler, zihin yarılması anlamına gelen “schizo-phrenia” teriminin kullanılmasını önermiş ve şizofreninin dört temel belirtisi olduğunu ileri sürmüştür. Bunlar otizm, ambivalans, çağrışım bozukluğu ve anormal duygulanımdır.

1980’li yıllarla birlikte iki önemli gelişme oldu. Bunlardan ilki DSM-111’ün yayımlanması ve Amerikan psikiyatri birliğinin Şizofreni tanısı konusunda yeni bir yaklaşım benimsemesiydi. Amerikan psikiyatrisinde şizofreniye eşlik eden zihinsel süreçler konusundaki tartışmalı çıkarımlar ve düşünce bozukluğu, otizm, ambivalans gibi bulanık tanımlar tanı ölçütleri dışında bırakılırken, tanımlayıcı düzeyle sınırlı bir şizofreni kavramı yeniden ön plana çıkarılmıştır.

“Bu geniş katagori düşümce, duygu durum ve davranışlarda olan bozuklukları içerir. Düşünce bozukluklareı kavramsallaştırma düzeyindeki değişiklikler sonucu gerçeğin yanlış yorumu ve bazan da sanrı ve varsanılarla ortaya çıkar. Bu tür belirtiler kişiyipsikolojhik zedelenmeden korumaktadır. Eşlik eden duygu durm değişiklikleri, ambivalans (karşıt değerli) yetersiz veya uygun olmayan duygusal tepkiyi ve diğer kişilere empati eksiklişğini içerir. Davranış içe kapanık, acayip veya gerilemiş olabilir. Düşünce bozukluğu özelliği, şizofreniyi duygudurum bozukluğunun temel belirti olduğu afektif bozukluklardan ayırır. Paranoid durumlar, şizofreniden gerçeğin ancak bir bölümünün saptırılması ve diğer psikotik belirtilerin yokluğuyla farklılık gösterirler. (Amerikan Psikiyatri Derneği, 1968 sayfa 33)”       

ETİYOLOJİ

Şizofreni 15-35 yaşları arasında ortaya çıkar. Toplumda ortalama yüz kişiden birinde görülür. 40 yaşından sonra nadiren rastlanmaktadır. Kadın ve erkekte eşit oranda görülür. Alt sınıflarda daha yüksek oranda rastlanmaktadır. 

GENETİK

Şizofrenide kalıtımın rolü vardır. Babada ya da annede şizofreni varsa çocukta olma oranı %10-12 ‘dir , yani onda bir ihtimaldir. Eğer uzak akrabalarda şizofreni varsa çocukta şizofreni görülme oranı yirmide bir ihtimale kadar düşer. 

Şizofreninin olası nedenleri arasında viral infeksiyonlara da yer verilmektedir. Sifilizde ve sistemik lupus gibi otoimmün hastalıkllarda şizofreni benzeri tabloların görülmesi, virusların beyni iki şekilde etkileyebileceğini düşündürmektedir. Birinci olasılık dolaysız bir sinir sistemi infeksiyonudur. İkinci olasılık ise vücudun viral infeksiyona yanıt olarak ürettiği antikorların sinir sistemini etkilemesidir. 

BİYOLOJİK

Biyokimyasal laboratuvar bulguları, şizofrenik hastaların beyin biyokimyasında, belirli alanlarda değişme ya da bozulmalar olduğunu göstermektedir. Bunlardan en önemlisi, “dopamin varsayımı”dır. Dopamin, bir sinirsel ileti maddesidir. Bu varsayıma göre, şizofrenide, dopamin etkinliğinin artması söz konusudur. Amfetamin, kokain gibi uyuşturucu maddelerin de dopaminerjik aktiviteyi artırdığı bilinmektedir. Gene bu maddelerin şizofreni ya da benzer görünümlü hastalıklara yol açtığı da bilinmektedir. Özetle söylemek gerekirse, şizofrenik hastalarda dopaminerjik aktivitede artma vardır. Dopaminerjik aktiviteyi artıran bazı maddeler de şizofreni benzeri durumlar ortaya çıkarmaktadır. Ancak, her şizofrenide, dopamin aktivitesi artması görülmemektedir. Bu demektir ki, şizofreniyi dopamin varsayımı ile her zaman açıklayamayız; ve onun için varsayım diyoruz. Dopamin varsayımı yanında, “norepinefrin varsayımı”, “GABA varsayımı”, “serotonin varsayımı” söz konusudur. Bu varsayımlar da her şizofreniye uygunluk göstermemektedir. 
Biyolojik bulgular, aynı zamanda şu soruyu akla getirmektedir. Şizofrenik hastalarda saptanan beyin biyokimyasına ilişkin bulgular, şizofreninin nedeni midir yoksa, şizofreninin bir laboratuvar bulgusu mudur? Başka deyişle, şizofrenide neden bu biyokimyasal değişmeler olmaktadır. Sebep-sonuç ilşkisi temelinde bu konu aydınlanmış değildir. 

PSİKOSOSYAL VE ÇEVRESEL 

Kişi için önemli olan yaşam olaylarının, şizofreniyi ortaya çıkardığı bilindiği gibi, hastalığı alevlendirdiği ya da nükse yol açtığı bilinmektedir. Yakın ölümleri, felaketler, evlenme, erkeklerde askerlik, iş sorunları, kişi için önemli yaşam olayı olabilir. Ancak gene belirtilmelidir ki bu tür çevresel faktörler, tek başına hastalığa neden olmaktan çok, kalıtımsal yatkınlık, biyolojik etkenler gibi nedenlere eklendiğinde hastalık ortaya çıkmaktadır. Çevresel etkenler, hastalığın nedeni olmaktan çok, hastalığın ortaya çıkışına katkıda bulunan, tetiği çeken etkenler olmaktadır. Başka bir ifadeyle, kişi şizofreniye, kalıtımsal ve/veya biyolojik olarak yatkınsa, yaşamının bir döneminde, çevresel etkenler hastalık için tetiği çekivermektedir. Konunun diğer yanı, çevresel etkenlerin hastalığa neden olmaktan çok belirtilerin oluşmasında etkili olduğunun görülmesidir. Mesela, ülkemizdeki darbe dönemlerinde “beni asacaklar, takip ediyorlar” türünden hezeyanlar artmaktadır.

Bunların dışında gebelik ve doğum sırasında bebeğin oksijensiz kalmasına yol açan durumların şizofreni riskini artırdığı düşünülmektedir. Şizofrenide etkilenmiş olduğu düşünülen limbik sistem, serebral korteks ve bazal gangliyonların oksijensiz kalmaya en duyarlı beyin bölgelri arasında yer almaları bu görüşü güçlendirmektedir.

KLİNİK BELİRTİLER

Şizofreni, akut belirtilerle başlayabildiği gibi, yavaş ve sinsi bir biçimde başlayabilir. Sinsi başlangıçta, çevreye karşı ilginin azalması, aldırmazlık, toplumdan kaçma, sık aynaya bakmayla kendini belli eden kendi bedeni ile aşırı ilgi, garip ilgiler, metafizik uğraşlar söz konusudur. Bu dönemde hasta adayı genellikle genç yaşta olduğundan “karasevdaya tutuldu”, “topluma küstü” vb. biçiminde yorumlara gidilir. Bazen depresyon belirtileriyle ya da başka ruhsal hastalıklara benzer belirtilerle başlayabilir. Özellikle delikanlılık çağında, her türlü ruhsal rahatsızlığın başlangıcında, şizofreni de akıldan uzak tutulmamalıdır.
GENEL GÖRÜNÜM VE DAVRANIŞ:

Toplumsal ve kültürel kalıpların dışında, alışılmadık yada mantıksız görünürler. Giyinişleri gelişigüzel, uygunsuz ve zevksizdir. Yineleyici hareketler ya da ritüeller geliştirebilirler. Hastaların görünümünde bilgisizlik, donukluk, çekingenlik, dış görünüşüne aldırmazlık dikkati çeker. Ağır tiplerinde, dağınıklık, pasaklılık, kirlilik öne çıkar. Psikomotor davranışta değişmeler görülür. Aşırı bedensel-ruhsal huzursuzluk, garip yüz göz hareketleri, garip beden duruşları, acaip tekrarlamalar bunlar arasındadır.

DÜŞÜNCE VE KONUŞMA

Şizofrenide görünen düşünce bozuklukları, düşünce süreci ve düşünce içeriği bozuklukları şeklinde değerlendirilebilir. 

1-   Düşünce Süreci Bozukluğu: Konuşma ve Konuşmanın içeriği yoksullaşmıştır. Spontan konuşma miktarı kısıtlıdır. Yanıtlar yeterince uzun olmalarına karşın taşıdıkları bilgi miktarı azdır. Basınçlı konuşma, raydan çıkma (fikir uçuşması) enkoherans (sözcük salatası) mantıksızlık, klang çağrışım (anlamlı kavramsal ilişkilerden çok seslerin yönlendirdiği konuşma biçimi) parafazi (söscük yakıştırma), perseverasyon (sözcük, fikir ya da konuların ısrarlı şekilde yinelenmesi) görülür.
2-   Düşünce içeriği bozukluğu: Sanrı düşünce içeriğinin en belirgin bozukluğudur.
•   Kötülük görme sanrıları
•   Kıskançlık sanrıları
•   Günahkarlık ya da suçluluk sanrıları
•   Büyüklük sanrıları
•   Dinsel sanrılar
•   Somatik sanrılar
•   Referans fikirleri ve sanrıları
•   Kontrol edilme sanrıları
•   Zihin okunması sanrıları
•   Düşünce sokulması ve düşünce çıkarılması gibi.

ALGILAMA

Şizofrenide görülen algı bozuklukları var sanı ve yanılsamadır. Beş duyudan herhangi biriyle ilişkili olabilir. En sık etkilenen işitme duyusudur. İşitme varsanıları, yorum yapan sesler, tartışan sesler, somatik ya da dokunsal varsanılar, koku varsanıları, görsel varsanıları.

DUYGULANIM

Duygulanımda düzleşme ya da küntleşme söz konusudur. Ayrıca uygunsuz duygulanım, zevk almama ve toplumsal çekilme görülür.

AMBİVALANS VE OTİZM

Ambivalans (iki değerlilik) : bir nesne ya da duruma karşı olumlu ve olumsuz duyguların bir arada bulunmasıdır.

Otizm: kişinin dış dünya ile bağlantısının ileri derecede bir içe kapanma durumudur.     
   
TEDAVİSİ

Şizofrenide Tedavi Amaçları : 
Alevlenme dönemlerini önlemek
Alevlenme dönemlerini erken fark edip ayaktan tedavi etmek
Alevlenme dönemi yatıştıktan sonra hastalığa bağlı yetiyitimini en aza indirmek
Hastanın sorunlarla başa çıkma kapasitesini artırmak

Şizofrenide ilaç tedavileri

 
Antipsikotik ilaçlar beyinde Dopamin ve Serotonin adı verilen maddelerin etkilerini değiştirerek görev yaparlar.
Bu ilaçlar kullanım şekillerine, etki ve yan etki şekillerine göre sınıflandırılabilirler.

Kullanım şekillerine gore baktığımızda kabaca 3 şekilde ayırabiliriz:
Sadece ağızdan alınabilen antipsikotik ilaçlar;
Mellerettes,melleril,Stilizan,Burunon,leponex,Dogmatil
Nörofren,Risperdal,Zyprexa,Sülpir
İğne formu da olanlar;
Nörodol,Largactil,Clopixol,Fluanxol,Prolixine
Depo formu olanlar;
Clopixol , prolixine, Fluanxol gibi ilaçların 15 gün boyunca vucutta etkili olan depo şekilleri de vardır. 

Bu antipsikotik ilaçların etkileri gibi yan etkiler de uzun süre devam eder. Bu ilaçlar özellikle düzenli ilaç kullanımında sorunları olan hastalarda kullanılır. Etki şekillerine gore sınıflarken;Bu tablo göz önüne alınır. Bu ilaçların eş değer dozunun bir taraftan sakinleştirici etkisi artarken diğer taraftan antipsikotik etki denilen psikotik bozukluk veya şizofreniye etkili gücü azalmaktadır. Bu nedenle zaman zaman farklı gruplar içinden ilaçlar birlikte kullanılabilmektedir.

Yan etkilerine gore de iki temel gruba ayrılırlar:
1-Uyku verici, sersemlik, tansiyon düşmesi,idrar tutukluğu,cinsel problemler daha fazla yapanlar: Largactil,Melleril,Leponex,Zyprexa,Risperdal
2-Hareket bozuklukları(yerinde duramama , katılık, maske yüz v.s.) daha fazla yapanlar:
Nörodol,Prolixine,Clopixol,Fluanxol,Nörofren

Şizofreni hastalarında temel olarak 3 nedenden dolayı antipsikotik ilaçlar kullanılır. Bu etkileri kısaca şöyle açıklayabiliriz:
1-antipsikotik etki: Psikotik yaşantılar denilen ; Hayal görme , ses işitme, yanlış düşünceler, dikkatini toplamada güçlük , düşünce ve konuşmada bozukluklar, garip ve nedensiz davranışlar gibi çoğu zaman hastayı ve çevresini de rahatsız eden durumu düzeltmek amacıyla ilaç kullanılır.
2-sakinleştirici etki; Uykusuzluk,gerginlik, taşkınlık, kaygı durumu, huzursuzluk, aşırı hareket ve kontrolsüz davranış durumunda bu etkisinden yararlanılır.
3-hastalığı önleyici etki; Hastalığın alevli dönemlerinin tekrarlamasını, yatışların önlenmesini,nükslerin şiddetinin azaltılmasını,hastalığın oluşturduğu dikkat azalması,düşüncede yavaşlama, öğrenmede zorlukla belirgin olan bilişsel bozuklukları azaltmayı hedefler.

Antipsikotik ilaçların yan etkileri de 3 grupta toplanabilir;
A-Hareket Bozuklukları
B-Metabolik ve Dolaşım sorunları
C-Diğerleri
Hareket bozuklukları ilk ilaç kullanımı ardından kısa zaman (saatler ve günler içinde) sonar ortaya çıkanlar ve geç dönemde ortaya çıkanlar diye ayrılabilir.
Nöroleptik ilaç alımını takiben ilk günler içindeki yan etkiler;

KASILMA,KATILIK,HUZURSUZLUK,HAREKETLERDE YAVAŞLAMA,
YERİNDE DURAMAMA,KÜÇÜK ADIMLARLA YÜRÜME,TİTREME,
MASKE (DONUK) YÜZ.

Geç dönemde ortaya çıkan yan etkiler;
İstemsiz kas hareketleri, Dilde ve ağızda oynamalar, Yerinde duramama, Yatamama
Yılansı vücut hareketleri. 
Metabolik Yan etkiler: Ağız Kuruluğu, Salyada Artma(Leponex), Kabızlık, İshal,
İştah artışı ve kilo alma, Baş Dönmesi, Terlemede artma, Beyaz kan hücrelerinde azalma(Leponex), Memelerden süt gelmesi(galaktore)

Diğerleri başlığı altında toplanan yan etkiler ise;
Çabuk Yorulma, Cinsel bozukluklar, Kilo alımı, Görme bozuklukları, Adet Düzensizliği,
Nöbet geçirme, Nöroleptik Maliyn Sendrom, Çarpıntı, Deri döküntüleridir.

Bunların içinde özellikle önem taşıyan durum sebepsiz (herhangi bir infeksiyon veya ateş yükselmesine neden olabilecek diğer tıbbi sorunlar) ateş yükselmesi ile giden nöroleptik maliyn sendromdur. Kısa sure içinde en yakın sağlık kuruluşuna başvuru gerektirir.

Yan etkilerle karşı karşıya kalındığında yapılması gerekenler aşağıda özetlenmiştir;
1.Telaşa kapılmayın
2.Bu durumun geçici bir yan etki olduğunu düşünün ve hastanıza bilgi verin
3.Mümkünse kendi doktorunuza veya tedavi gördüğünüz birimin nöbetçi doktoruna ulaşın
4.Eğer uzakta iseniz,kullandığınız ilaçların listesi ile birlikte en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.
5.Uygun önlemlere rağmen ilaçların vücutta kalma sürelerine bağlı olarak bu etkilerin bir süre daha devam edeceğini bilin

 
Seçici olmayan monoamin geri alım inhibitörleri: 
Tofranil
Anafranil
Laroxyl
Tolvon
Desyrel
Ludiomil
Serzone
İnsidon,İnsomin

Bu grup ilaçların büyük kısmi Trisiklik antidepresanlardan oluşur ve bazı yan etkileri vardır. 100 hastadan ortalama 7’sinde bu yan etki görünür. 1-2 hafta içinde bunların birçoğu ortadan kalkar. Bunlardan bazıları;
Bulantı-kusma
Ağız kuruluğu
Görme bozukluğu
Kabızlık
Sık idrar yapma veya idrar yapma zorluğu
Çarpıntı v.s
Seçici serotonin geri alım inhibitörleri:
Prozac,Depreks,Zedprex
Lustral,Seralin, Serdep
Faverin
Seroxat
Cipram
Efexor
Stablon
Remeron

Bu grup antidepresanların yan etkileri diğer gruba göre daha azdır, çoğu ilk 2 hafta içinde görülür. İlaç kesildikten sonra ortadan kalkar. Bunlardan bazıları:
Bulantı,kusma
Sıkıntı hali
İshal
Uyku hali
Baş ağrısı
Uykusuzluk
Cinsel işlev bozukluğu v.s

 
XANAX
Çoğu yeşil reçete ile verilir.
DİAZEM
RİVOTRİL
TRANXİLENE
LİDANİL
BUSPON
ATİVAN
NERVİUM
LİBRİUM
LUMİNAL
Deri döküntüleri
Sersemlik hali
Uyku artışı
Kilo alma
Sinirlilik
Gibi yan etkileri
EN ÖNEMLİ YAN ETKİSİ uygunsuz ve doktor kontrolü olmadan alındığında oluşan bağımlılık ve kötüye kullanımdır. BU NEDENLE DİĞER TÜM İLAÇLAR GİBİ DOKTOR KONTROLÜNDE ALINMALIDIR.

 
Akineton
Benadryl
Dideral
Özellikle nöroleptiklerin oluşturduğu hareket bozukluklarının azaltılmasında ve giderilmesinde kullanılan ilaçlardır.

5. DUYGU DURUM DÜZENLEYİCİLER
Lithuril
Tegretol,Karbalex,Karazepin
Depakin,Konvulex
Lamictal

Şizofrenide diğer tedavi yöntemleri:

1- ELEKTRO KONVULZİF TEDAVİ (EKT,ŞOK)

Tartışmalı bir konu
Daha önce EKT alanların %90 ı tekrar EKT tedavisi alabileceğini söylüyor
Az eğitimli, ileri yaştaki , hiç EKT yapılmayan hastalar EKT ye karşı
Yeni ilaçlar EKT kullanımını azalttı
Nasıl bir yöntem?
Başa 2 yanlı yerleştirilen elektrotlarla (200-1000 miliamperlik, 2-3 sn süren, ancak %1 i beyne ulaşan devamlı akımla) 20-30 sn Jeneralize tonik klonik konvulsiyon oluşuyor. Hastalar önce,EKG, EEG, AC grafisi ve kan tetkiklerinin de yapıldığı dahili muayeneden geçiyor. Bu arada ilaçları kesiliyor yada azaltılıyor. 6-8 arası bir açlık döneminden sonra, kısa süreli anestezik maddeler ve kas gevşeticiler veriliyor. Tedavi ekibi, psikiyatrist, anestezi uzmanı, hemşire ve hasta bakıcıdan oluşuyor.

KİMLERE EKT YAPILIR?
Depresyon
Şizofreni (katotonik tip, ilaca direnç)
Manik epizod
Tıbbi hastalık, ilaç kullanamama
Gebelik
Sürdürüm tedavisi olarak (haftada 1)

Etki mekanizması:
Beyinde oluşan elektriksel nöbet ile hemisfeler arası dengenin yeniden düzenleniyor, anormal aktivite baskılanıyor şeklinde görüşler var.
Reseptör ve ikincil haberci sistemlere etkileri var.
Bir başka görüşe göre de antidepresanlara benzer etki gösteriyor.
Yan etkileri;
Mortalite,
her tedavi için;
binde 2, her hasta için; yüzde 1
Geçici bellek bozukluğu, en sık görülen yan etkidir. Başağrısı, kas ağrıları da tedavi sonrası görülebilir

Uygulama şeması: 
Haftada 3 kez, günaşırı, toplam ortalama 7 kez yapılır
Kontrendikasyonlar:
kafaiçi yer kaplayan lezyonlar
Mİ, anevrizma,

2- BİREYSEL PSİKOTERAPİLER, GRUP TEDAVİLERİ

Bireysel Psikoterapiler;
Tek başına kullanılmaz, ilaç tedavisi ile birlikte olmalı.
Güven ilişkisi ilaç kullanımına uyumu arttırır.
Her hasta için kendine özgü yaklaşımlar olmalı.
Güvenli, terapötik, iletişim, yedek ego,
Gerçeğe yönelimli, destekleyici terapi,
Terapi sıklığı ve süresi değişken

Grup tedavileri:
Yatan-ayaktan hastalara uygulanır,
En az bireysel psikoterapiler kadar etkilidir.
7-12 Üyeli gruplar, haftada 1 kez toplanır, 1 saat sürer. Hastalara semptomlarıyla başa çıkmada yardımcı olur. Kişilerarası etkileşimin artması hedeflenir. Destekleyici yaklaşımla, grup dışı iletişim de teşvik edilir.
Sosyal beceri eğitiminde; Etkili konuşmada temel ilkeler, bir sohbeti başlatmak -sürdürmek –sonlandırmak, Sorun çözme teknikleri , şizofreni nedeniyle yakın çevreyle yaşanan sorunlar(hastalığı saklama, ailenin eleştirel tutumu) , Hastalık belirtilerinin çevreyle ilişkilerde yarattığı sorunlar(paranoid düşünceler gibi) Okulu bırakma ya da kayıt dondurma veya işe başlama, bırakma gibi önemli olaylar öncesinde grubun görüşünü alma, İşyeri ya da okulda yaşanan sorunlar gibi konular ele alınır. Sohbet edebileceğimiz yeni insanlarla nerede karşılaşabiliriz? Bu kişilerin sohbet etmeye istekli olup olmadığını nasıl anlarız? Yeni tanıştığımız biriyle sohbete nasıl başlayabiliriz? Gibi soruların cevapları aranır.
İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri A.B.D, Psikotik Bozukluklar 
Araştırma Programı (PAP) da halen 3 şizofreni hasta grubu , bu tarzda çalışmaktadır.




PSİKO-SOSYAL TEDAVİLER

ŞİZOFRENİDE PSİKO-SOSYAL TEDAVİ NE ANLAMA GELİR?

Şizofrenide ilaç tedavisi dışında kalan diğer tedavi yöntemlerini tanımlamak için “psiko-sosyal tedaviler” terimi kullanılır. Psiko-sosyal tedaviler, düzenli ilaç kullanmakta olan ve rahatsızlığın alevlenme döneminde bulunmayanlar için geçerlidir.

PSİKO-SOSYAL TEDAVİLERE NEDEN GEREK DUYULUR?

Şizofrenisi olan kişi düşünce dizgisinde ortaya çıkan gerçek dışı, benliğe yabancı değişikliklerin etkisinde yağun bir bulantı yaşar. Yaşadığı bulantı nedeniyle kişilerarası ilişki kurmayı sağlayan basit işlevleri bile yerine getiremeyebilir. Benlik bütünlüğünü koruyamadığı için başklarına karşı kendisini savunmasız hisseder. İnsanlara güveninin kaybolmasıyla birlikte kendi dünyasına çekilmeye, ilişkilerini asgariye indirmeye başlar.

Şizofrenisi olan kişilerin yakınlarından öncelikle gözlenen tepki rahatsızlığın yadsıması ve değişiklerin kapris, tembellik, bencillik, olarak değerlendirilmesidir.

Gerçeği algılamadaki farklılıklar, çevreye ilgide azalma, sorumluluk almakta ve yerine getirmekte güçlük gibi şizofreni rahatsızlığının doğasına ilişkin sorunlar nedeni ile kişi belirgin uyum sorunları yaşamaya başlar.
İşte bu noktada hem rahatsızlığı olan kişinin iç dünyasındaki karışıklığı düzeltecek ham de toplum içindeki yalnızlığı ortadan kaldıracak, giderek yitirmekte olduğu yetenek ve becerilerini ona yeniden kazandıracak, bozulmuş iletişimi yeniden kurabilmesine olanak verecek tedavi yaklaşımlarının devreye girmesi gerekli olmaktadır.

ŞİZOFRENİDE KULLANILAN PSİKO-SOSYAL TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

1-   Destekleyici Tedaviler:   
Günümüzde şizofreni için uygulanabilirliği en kolay, yaygın bireysel psikoterapi yöntemi olarak kabul edilmektedir.
Destekleyici psikoterapi etkin dinleme; günlük yaşamı etkileyen sorunların çözümü üzerine konuşma; hastalık belirtileri, nüks ve riskler konusunda bilgilendirme tedaviye uyum sağlama ve sosyal ilişkileri desteklemeye yönelik olarak uygulanır.
   
2-   Bilişsel Davranışçı Tedaviler:
Bu tedavi yöntemi rahatsızlığın nedenine yönelik değildir. 
Şizofrenisi olan kişinin düşünce bozukluklarını ve bunlarla başa çıkması duygularını uygun bir şekilde dışa vura bilmeyi öğrenmesi sağlanır. (günlük faailetleri kayıt edilmesi, program hazırlama, ev ödevlerinin gerçekleştirilmesi..)
       
3-   Grup tedavileri:
Toplumsal beceri kazandırma amacıyla rol provası, model olma, yeni davranış modellerine öncülük yapma, beceri geliştirme gibi yöntemler uygulanır.
    
4-   Aile Tedavileri:
•   Rahatsızlık konusunda bilgi sağlama,
•   Ailenin kaygılarının anlaşılması ve dile getirilmesine olanak sağlama,
•   Ortaya çıkan sorunları çözme,
•   Seçenekler oluşturma,
•   Rahatsızlığa karşı dayanma gücünü artırma,
•   Aile içi duygu dışa vurumunun uygun biçimde yapımını sağlama.

5-   Ortan tedavisi :
Bu yöntemle şizofrenisi olan kişinin yaşadığı yerlerin bir tedavi ortamı olarak kullanılması amaç edinilir. Kişinin tedavi görmekte olduğu yataklı tedavi kurumları, gündüz hastaneleri, psikososyal tedavi merkezleri, çalıştığı iş yeri, yaşadığı sokak birer tedavi ortamı olarak kabul edilir.

ŞİZOFRENİDE PSİKOSOSYAL REHABİLİTASYON İLE AMAÇLANAN NEDİR?

1-   İşlevsel yeti yitiminin azalmasına, giderilmesine yönelik eğitim vermek ve deneyimleri arttırmak
Toplumsal ilişkilerle ilgili elverişsizlikleri ortadan kaldırmaya yönelik çevresel destek sistemlerini artırıcı olanaklar geliştirmektir. Rehabilitasyon programları ve servisleri, mesleki rehabilitasyon servisleri, tedavi evleri ve psikososyal rehabilitasyon merkezlerini içermektedir.   



KAYNAKÇA
 
1-   Güleç Cengiz, Köroğlu Ertuğrul – Psikiyatri Temel Kitabı – Cilt 1 – 1997 Ankara MedicoGraphics 
 2-   Şizofreni Sorular ve Yanıtlar – 2. Basım – İstanbul Şizofreni Dostları Derneği Yayını
 3-   www.şizofreni.web.tr
 4-   www.saglik.tr.net/ruh_sagligi_sizofreni.shtml
 5-   Soygür Haldun - Şizofreni Sesler Yüzler Öyküler – Ocak 2005 İstanbul – Okuyanus
 6-   Cüceloğlu Doğan – İnsan ve Davranışı – Haziran 2004 – Remzi Kitapevi 

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır.

Submit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Yorum ekle

Yaptığınız Yorumlarda Kişilere Saygılı Olduğunuz İçin Teşekkür Ederiz.
Yorumlarınızda E-posta Adresiniz Gösterilmeyecektir.


Güvenlik kodu
Yenile

İlan

PRO­JEK­TİF TEST­LERİ EĞİTİMİ
( / Eğitim ve Seminer İlanları)

PRO­JEK­TİF TEST­LERİ EĞİTİMİ
09-25-2013

AİLE DANIŞMANLIĞI EĞİTİMİ
( / Eğitim ve Seminer İlanları)

noimage
09-18-2013

mormavi yaz sanat okulu
( / Eğitim ve Seminer İlanları)

noimage
06-29-2013

Kimler Sitede

Sitede Oturum Açan Üyeler

İstatistikler

Bugün:473
Dün:1188
Toplam:715827
Şuan Sitede: 16
Toplam Kayıtlı Kullanıcı: 4165
Bugün Kayıt Olan: 1
Kullanıcı Menüsü